Aile danışmanlığının Alfred ADLER ile başladığı kabul edilmektedir. Adler, bireyin yaşam tarzının hayatının ilk yıllarında şekillendiği gürüşünü savunmuştur. Bu yaşam tarzının oluşumunda çevrenin, özellikle de ailedeki çocuk yetiştirme yöntemlerinin önemli bir yer tuttuğunu savunmakta olan Adler, bu konuda Freud`adn ayrılmaktadır.
Adler, bozulan ruh sağlığının tedavi edilmesinden çok ruh sağlığı için koruyucu önlemlerin alınması gerektiği görüşünü savunmuştur. Bu bağlamda anne-baba eğitimini koruyucu önlemlerin ilk adımı saymış ve 1920`den itibaren aile eğitim merkezleri kurmuştur. Bu merkezlerde anne-babalara ve öğretmenlere çocuk yetiştirme yöntemleri konusunda tavsiyelerde bulunmuştur.
Alfred Adler
Adler kurucusu olduğu " ÇOCUK REHBERLİK MERKEZLERİ"nde sorunu olan çocuğu diğer aile üyeleriyle birlikte incelemeye alıyordu.Yine anne-babadan biri sorunlu ise eşi ile birlikte inceleniyordu. Adler, çiftleri birbirlerinden ayrı bireyler olarak değil, bir bütün olarak görüyordu.Ona göre, çiftlerden birini ele alıp incelemek, bir oyundaki diyaloğun yarısını dinlemek olacaktır. Oysa eşleri bir arada görmek, onların bir arada yaşamaktan kaynaklanan sorunlarının daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
Evli çiftler arasındaki iletişim bozukluklarının giderilmesini ve böylece çiftlerin daha doyumlu ve anlamlı bir birlikteliğe ulaşmasını amaçlayan, temelini Adler`in atmış olduğu " AİLE DANIŞMANLIĞI MERKEZLERİ" aile danışmanlığının profesyonel anlamda başlangıcını oluşturmuştur.